🎟️ George Orwell 1984 Kitap Yorumu

THEBEST BOOK THAT DESCRIBES THE WORLD OF 2020's Nineteen Eighty-Four: A Novel, often published as 1984, is a dystopian social science fiction novel by English novelist George Orwell. It was published on 8 June 1949 by Secker & Warburg as Orwell's ninth and final book completed in his lifetime. Thematically, Nineteen Eighty-Four centres on the Ağır koşullarda çalışmaktan, boğaz kavgasından, komşularla didişmekten, sinema, futbol, bira ve en önemlisi de kumar yüzünden kafalarını çalıştırmaya fırsat YAZAN(LAR): George Orwell E-KİTAP 1984 is a political and dystopian science-fiction novel set in Airstrip One, a province of the superstate Oceania. It is a mind-numbing world that is in a state of perpetual war, omnipresent government surveillance and public manipulation. Resmenelimden bırakmak için kendimle savaşmam gerekti :) George Orwell harika bir distopya yaratmış. En fecisi de günümüz dünyasıyla olan korkutucu benzerliği. Dünya artık 3 ülkeden oluşuyor ve ana karakterimiz Winston da Okyanusya’da yaşıyor. Ülke bir partinin egemenliğinde ve Big Brother (Büyük Birader) de partinin 1984- George Orwell Güzel bir kitap yorumu olmuş gerçekten.Kitap yorumundan ziyade tatsız olaylar hepimizi üzmeyede devam ediyor. Ama inşaALLAH devam etmez 1984 romanı, George Orwell tarafından 1947 ve 48 yılları arasında yazılmış ve yazarın Hayvan Çiftliği adlı romanından sonraki en ünlü romanıdır. Bu romanda yazar, siyasi bir sistemi eleştirmek istemiştir. Kimileri bu sistemin kapitalizm olduğunu düşünse de yazarın söylediğine göre bu sistem komünizmdir. Podcast 1984, George Orwell Podcasti dinlemek için YouTube linki: youtu.be/B6FXHC6ripU Selam kitapçokseverler. Bu bölümümüzde George Orwell'in 1984 distopyasını konuşuyoruz. 2021 itibariyle telif hakkı son bulan George Orwell ülkemizde ve tüm dünyada yayınevlerinin ilgisi çeken en önemli yazar konumunda. 1984- George Orwell gerçek kullanıcı yorumlarına ve özelliklerine bakmadan ürün almayın. Kitap, Müzik, Film, Hobi. Ana Sayfa. Kitaplar Filmler Müzikler. nineteen eighty-four (george orwell romanı) lise 2 de zorlu okudugumuz george orwell tarafindan yazilmis bir kitap (imho) yazılma amacının dışına çıkmış, sadece komunizm e degil, kapitalizm ede saldıran, bir anlamda anarşist bir roman. los angeles polis teşkilatının şehrin önemli noktalarına kamera yerleştirme kararı TwhqySc. Üç dört sene önce Kitapyurdu’nun çok satanlar listesinde görüp herkesin de büyük ilgi gösterdiği bu kitabı sipariş etmiş fakat biraz inceleyince “ooov, siyaset falan var, aşırı ağır bir kitap kesin.” deyip kitaplığımızın bir rafına gelişigüzel yerleştirmiştim. Yanaşmaya çok korktuğum bir kitaptı taa ki, bu dönem “İletişim Kuramları” dersimize giren hocamız “Sınavda 1984 adlı romandan da sorumlusunuz” diyene kadar. Bir zamanlar rafların arasına mahkûm edilen bu kitap, annemlere “Bana evdeki 1984 romanını kargolayabilir misiniz?” dememle gün yüzüne çıktı. ☘️ Kitaba başlayınca ön yargılarımın çok yersiz olduğunu fark ettim. Bir kez daha anladık, demek ki neymiş ? – Kulaktan dolma bilgilerle, kendi kendine verdiğin peşin hükümlerle, bir sayfasını bile okumadığın bir kitabı yargılamayacakmışsın. Bunu diyeceğimi hiç düşünmezdim ama ben 1984’e ve George Orwell’ın kalemine BA-YIL-DIM ! Fazla spoiler vermeden biraz konusundan bahsetmek istiyorum Yazarın yarattığı ütopik bir dünya var ve 3 ülkeden oluşuyor OKYANUSYA – AVRASYA – DOĞUASYA 🌏 Ana karakterimiz Winston, Okyanusya’da yaşıyor ve içinde bulunduğu sisteme bir türlü anlam veremiyor. Sistem şu ki “Büyük Birader” adlı, ölümsüz olduğu düşünülen bir lider ülkenin her yerinde tele-ekranlardan evde bile insanların davranışlarını, bir durum karşısındaki en ufak mimik hareketlerini izliyor. Partiye uymayan/ inanmayan biri çıkarsa da idam ediliyor, buharlaştırılıyor ya da onların deyimiyle tarihten siliniyor Hiç var olmamış gibi Her yerde Büyük Birader’in posterleri var. İnsanlara bebeklikten beri onun EN BÜYÜK lider olduğu, Okyanusya’nın en iyi ülke olduğu aşılanıyor, bir nevi Propaganda ! İnsanların yalnız kalması, kendi iradelerini kullanıp düşünmesi yasak. Parti ne emrediyorsa hiç düşünmeden o yapılıyor. Eğer geçmişte söylenen bir söz şimdiki hayatta doğru çıkmazsa o söz tüm kaynaklardan siliniyor, asla var olmamış gibi. Hatta öyle ki eşlerin cinsel ilişkiye girmeleri ve bundan zevk almaları da yasak. Yalnızca tek bir durumda ilişkiye girebilirler partiye sonsuz bağlı çocuk dünyaya getirmek için. Böyle bir sistemin içine doğan çocuklar gün geliyor partiye bağlılıktan şüphe duydukları ailelerini bile şikayet edip ölümlerine sebep olabiliyorlar. Bu sistemin içinde olmaktan tedirginlik duyan ve değişmesi gerektiğini düşünen Winston da, gizliden gizliye bunun mücadelesini veriyor. Başardı mı başaramadı mı onu okuyarak kendiniz öğrenmelisiniz 🌿 Aslında sistemi üç cümleyle bile anlatmak mümkün “Parti’nin, inkâr edilmesi yasaklanan sloganı” 1948 yılında yayınlanan “1984” adlı bu romanı mutlaka okumalısınız. Eminim ki içinizde benim gibi “haa evet bayağı popüler bir roman ama ağır gibi duruyor, alayım da bir ara okurum” diyenler vardır. Alın almasına ama bir ara değil en kısa zamanda okuyun 🌸 Böyle güzel bir romanı okumaya teşvik eden İletişim Kuramları dersimizin hocasına belki bir gün denk gelir yazıma teşekkürlerimi sunuyorum 💛 Bir sonraki yazıda görüşmek üzere, hoş kalın, Ece 🌼 Parti’nin dünya görüşü, onu hiç anlayamayan insanlara çok daha kolay dayatılıyordu. ... Her şeyi yutuyorlar ve hiçbir zarar görmüyorlardı çünkü tıpkı bir mısır tanesinin bir kuşun bedeninden sindirilmeden geçip gitmesi gibi, yuttuklarından geriye bir şey kalmıyordu. George Orwell’in kült kitabı Bin Dokuz Yüz Seksen Dört, yazarın geleceğe ilişkin bir kâbus senaryosudur. Bireyselliğin yok edildiği, zihnin kontrol altına alındığı, insanların makineleşmiş kitlelere dönüştürüldüğü totaliter bir dünya düzeni, romanda inanılmaz bir hayal gücüyle, en ince ayrıntısına kadar kurgulanmıştır. Geçmişte ve günümüzde dünya sahnesinde tezgâhlanan oyunlar düşünüldüğünde, ütopik olduğu kadar gerçekçi bir romandır Bin Dokuz Yüz Seksen Dört. Güncelliğini hiçbir zaman yitirmeyen bir başyapıttır; yalnızca yarına değil, bugüne de ilişkin bir uyarı çığlığıdır. Orijinal Adı 1984 Seri Sıralaması Herhangi bir seriye ait değil. Goodreads Puanı 2,015,648 oylama Sayfa Sayısı 352 sayfa Yayınevi Can Yayınları Etiket Fiyatı 26 tl *** Dünya, 3 büyük devletin söz sahibi olduğu bir yer haline gelmiştir ; Okyanusya , Avrasya ve Doğu Asya. Bu 3 güçlü devlet yıllardır birbiri ile savaş halindedir ama bir türlü birbirlerine galip gelemezler. Halklar ise kendi devletlerinin galip gelmesi için dur durak bilmeden çalışırlar. Ana kahramanımız Winston , ülkeyi yöneten Parti'nin alt kademelerinde görevli bir Okyanusya vatandaşıdır. Görevi , Parti'nin başındaki Büyük Birader'in yanlış söylediği sözleri , tüm kaynaklardan yok etmektir. Büyük Birader savaşın Avrasya ile olduğunu söylediğinde , Doğu Asya ile olan savaşı içeren tüm kaynaklar yok edilir. Büyük Birader'in kelimeleri değiştirilir. Bu gerekli görev ise Winston gibi birkaç memurun işidir. Ancak Winston içten içe bir şeylerin yanlış olduğunun farkındadır. Sadece insanları kandırmak değil , Parti çok daha kötü şeyler yapmaktadır. 1984, büyük ihtimalle daha önce duyduğunuz bir kitap. Ya da "Büyük Birader seni izliyor" cümlesi size bir yerden tanıdık geliyor olabilir. Çünkü 1984 , George Orwell'in popüler kitaplarından biri. Gerçekten elde ettiği ünü hak ediyor diyebilirim. Kitabı size açık açık anlatmak isterdim ama içinde bulunduğunuz dünyanın ne kadar berbat bir yer olduğunu okudukça anlamanız daha iyi olur. Okyanusya'da aklınıza bile gelmeyecek yasaklar var. Bu da olamaz artık diyorsunuz okurken. Sayfaları çevirdikçe hüzün basıyor , içiniz kararıyor. Hele de benim gibi özgürlüğüne düşkün biriyseniz kitabı bitirene kadar canınız çıkıyor. Aslında bu da Orwell'in ne kadar müthiş bir eser yazdığının kanıtı. Kitabın çok gerçekçi bir havası var. Okurken Okyanusya'dan çıkma planları yapıyorsunuz ama yazar size bir kapı bile bırakmamış. Tek çare intihar etmek. Ama onu bile başaramazsınız çünkü evinizde alet edevat yok! 1984 , komünizme yapılmış güzel bir eleştiri. Siyasetle ilgilenmeseniz bile herkes kitaptan bir ders çıkartabilir diye düşünüyorum. Gelelim bu kadar güzel bir kitaba neden 4 yıldız verdiğime. Çünkü sonunu hiç mi hiç beğenmedim. Böyle bitmemeliydi diye düşünüyorum. O sonu yakıştıramadım kitaba. Tabi bu kişisel bir görüş , siz beğenebilirsiniz de. Özetlemek gerekirse , herkesin okumasını gereken bir kitap olduğunu düşünüyorum. Küçük yaşta okuduysanız da bir kere daha okumanızı öneririm çünkü insan büyüdükçe her cümlenin anlamını daha iyi anlıyor. Yazarı ilk defa okuyacaksanız önce Hayvan Çiftliği'ni okumanızı tavsiye ederim. Daha rahat bir kitap , daha kolay okunuyor. Böylece 1984'ü okurken yazarın diline de alışmış olursunuz. Puanım 4/5 George Orwell’in Bin Dokuz Yüz Seksen Dört romanını ikinci okuyuşum. Yaklaşık 6-7 yıl sonra okuduğumda aslında neden bazılarına göre zor ama aynı zamanda roman ötesi bir kitap olduğunu bir kere daha hatırlamış oldum. Bin Dokuz Yüz Seksen Dört bir distopya ya da karşı ütopya olarak nitelendiriliyor. Anlattığı düzen gerçekte yoktur. Ancak bu kurmaca distopya dünyada yaşananların bir çoğunu ya geçmişte görmüşüz ya da görmekteyiz. Belki bir kısmını da gelecekte göreceğiz. Peki, romanda anlatılan dünya genelindeki düzen nasıl? Üç devlet tarafından bölünmüş, hepsi bir diğerine göre kendisinin daha iyi olduğunu iddia eden, ancak isimleri dışında hepsi birbirinin aynı olan devletler. Yaşam koşulları üç süper-devlette de birbirinin aynıdır. Okyanusya'daki egemen felsefenin adı İngsos'tur; Avrasya'da buna Neo-Bolşevizm denir; Doğu Asya'da ise bunun Ölüme Tapınma diye çevirebileceğimiz, ama belki Özünden Geçmek de diyebileceğimiz Çince bir adı vardır. Bir Okyanusya yurttaşının öteki iki felsefenin ilkelerini öğrenmesine izin verilmez, tam tersine o ilkeleri ahlak ve sağduyuya yöneltilmiş barbarca saldırılar olarak lanetlemesi istenir. Aslında bu üç felsefenin birbirinden pek farkı olmadığı gibi, destekledikleri toplum düzenleri arasında da hiçbir fark yoktur. Her yerde aynı piramit yapısı, yarı kutsal bir öndere tapınma, sürekli savaşa dayanan ve sürekli savaşa hizmet eden bir ekonomi söz konusudur. s. 227 Olaylar Okyanusya isimli devlette geçiyor. Dış Parti Bu ülkede düzen Lider, İç Parti, Dış Parti ve proleterler olacak şekilde kurulmuştur üyesi olan Winston Smith’in içten içe partiye karşı başkaldırması ve günlük yazması ile başlıyor olaylar. Daha sonra Julia isimli ve yine parti üyesi bir kızla ilişkisini görüyoruz. Her ikisi de partinin ergeç yaptıklarını öğreneceğini ve onları cezalandıracağını baştan biliyordu. Parti ise her yere yerleştirdiği tele-ekranlar, düşünce polisi ve casuslar aracılığıyla her şeyi hatta düşünceleri bile kontrol altında tutmak istiyor. George Orwell - Bin Dokuz Yüz Seksen Dört 1984 kitap yorumu Orwell’in 1984 romanı şimdiye kadar yazılmış en etkileyici ve okurda derin izler bırakan distopya kitaplardan biri. Bu kitabı okuyanlar, Orwell’in diğer romanları ve denemelerini de okumak isteyecektir. Orwell, kurguladığı bu distopya totaliter rejimde özellikle birey ve toplum, birey ve devlet ilişkilerini çok iyi işlemiştir. Devlet seni her yerde izliyor ve dinliyor Orwell’in bu distopya dünyasında ilk defa karşılaştığımız terimler ya da icatlar var. Bunlardan birincisi az önce de partinin insanları gözetlemek için kullandığından bahsettiğim tele-ekrandır. İnsanlar da artık hayatlarını buna göre yaşıyorlar. Sürekli izlendikleri ve dinlendiklerini bilerek. “Tele-ekran aynı anda hem alıcı hem de verici işlevi görüyordu. Fısıltıyla konuşmadığı sürece Winston'ın çıkardığı her ses tele-ekran tarafından alınıyordu; dahası, madeni levhanın görüş alanında kaldığı sürece Winston işitilmekle kalmıyor, görülebiliyordu da. Hiç kuşkusuz, ne zaman izlendiğinizi anlamanız olanaksızdı. Düşünce Polisi'nin, kime ne zaman ve hangi sistemle bağlandığını kestirmek çok zordu. Herkesi her an izliyor da olabilirlerdi. Ama size istedikleri zaman bağlanabildikleri açıktı. Çıkardığınız her sesin duyulduğunu, karanlıkta olmadığınız sürece her hareketinizin gözetlendiğini varsayarak yaşamak zorundaydınız; zorunda olmak ne söz, artık içgüdüye dönüşmüş bir alışkanlıkla öyle yaşıyordunuz.” s. 27 Popüler genç yetişkin türü distopya Açlık Oyunları Üçlemesi Okyanusya’da suç olan bir şeyi yapmamış olmak önemli değil, aynı zamanda bunu düşünmemiş olmak da gerekiyor. Bir şeyi düşünmek bile suçtur ki, bunun adı da “düşüncesuçu”dur. Düşünce Polisi de bu suçu önlemek amaçlı her şeyi yapıyor. Cinselliğin yasak olduğu parti üyeleri için bu ülkede bunu düşünmek bile suçtur. Hakkını vererek sevişmek, isyan demekti. Arzu ise düşüncesuçu olarak görülüyordu. Hani, Katharine'de bir istek uyandırmayı başarabilse, kendi karısını baştan çıkarmış gibi olacaktı. s. 93 Sistem başta lider Büyük Birader, İç Parti ve Dış Parti ile proleterler ayaktakımı olacak şeklinde kurulmuştu. Büyük Birader’i gören yoktu ancak olağanüstü bilgi ve becerisi sonucu şimdiye kadar “hiç yanılmadan” ülkeyi hep “iyiye” götürmüştü. Aksini ise kimse düşünemezdi. Aksini gösterecek bir bilgi ya da belge olursa ise işe “çiftdüşün” girecektir. Çiftdüşün de düzenin geliştirdiği bir başka yöntemdi. Parti üyeleri bu yöntemle o an düşünmeleri gereken en doğru şeyi düşünmeyi öğrenmişti. “Var işte!" diye "Hayır, yok," karşı duvarındaki bellek deliğine gidip kapağını kaldırdı. İnce kâğıt parçası sıcak hava akımında döne döne gitti, derinlerde bir yerde alevlerin arasında yok oldu. O'Brien dönüp geldi."Kül oldu," dedi. "Kül olduğunu bile anlamak olanaksız. Toz. Artık yok. Hiçbir zaman da olmadı.""Ama vardı! Hâlâ da var! Belleğimizde var. Ben anımsıyorum. Siz de anımsıyorsunuz.""Ben anımsamıyorum," dedi O' yıkılmıştı. Çiftdüşün buydu işte. Korkunç bir umarsızlığa kapılmıştı. O'Brien'ın yalan söylediğinden emin olsa, hiç kaygı duymayacaktı. Ama O'Brien'ın fotoğrafı gerçekten unutmuş olması pekâlâ mümkündü.” s. 281 Bir distopya önerisi Alan Moore ve David Lloyd - V for Vendetta Çizgi Roman George Orwell - Bin Dokuz Yüz Seksen Dört 1984 kitabı ne anlatıyor? İngiliz yazar George Orwell’in Bin Dokuz Yüz Seksen Dört 1984 romanı, okura kurmaca, ama gerçek dünyamızdan da izler taşıyan bir distopya dünya sunuyor. 1984 ne tür kitap? George Orwell’in 1984 romanı, bilim kurgu, distopya, sosyal bilim ve politik kurgu türü bir kitap. Okurların buluştuğu en geniş platform olan Goodreads okurlarına göre ise Bin Dokuz Yüz Seksen Dört romanı klasik, kurgu, bilim kurgu, distopya, politik ve aynı zamanda üniversitelerde okutulan bir kitap. Türk kitap severlerin buluşma yeri olan 1000kitap sitesinde ise edebiyat, roman, siyaset-politika türü bir kitap olarak kategorize edilmiş. Türkçe yayımlanan 1984 romanlarının kapakları Toplumun en alt tabakası Proleterler Proleterler demişken, toplumun en alt tabakası olarak görülüyor Okyanusya’da. Devlet onların çoğu zaman “suç işlemesine” bile göz yumar. Winston, eğer bir gün bu düzen bozulacaksa bunu yapacak gücün proleterlerde olduğunu düşünür. Proleterler ise kitapta yönetici sınıfın gözünden şöyle tarif edilir “Doğuyorlar, sokaklarda büyüyorlar, on iki yaşında çalışmaya başlıyorlar, güzelleşip cinsel isteklerinin uyandığı kısa bir gelişme çağının ardından yirmisinde evleniyorlar, otuzunda orta yaşlı insanlar olup çıkıyorlar, altmışına geldiklerinde de ölüp gidiyorlardı. Ağır koşullarda çalışmaktan, boğaz kavgasından, komşularla didişmekten, sinema, futbol, bira ve en önemlisi de kumar yüzünden kafalarını çalıştırmaya fırsat bulamıyorlardı. Onları denetim altında tutmak hiç de zor değildi.” s. 96 Tele-ekran, çiftdüşün, düşüncesuçu dedik ancak en önemlisini unuttuk. Okyanusya aynı zamanda bütün bu düşünce suçlarını önlemek için yeni bir dil de geliştirmiştir. Kelimeler yok edilerek insanların düşünme yeteneğinin de yok edilmesi amaçlanıyor. Eğer “suç” sayılabilecek kelimeler yok edilirse kimse düşüncesuçu işleyemez. Bu yeni dile de Orwell “newspeak” adını vermiştir. Benim okuduğum çeviride “newspeak” “yenisöylem” olarak çevriliyor. Ancak yine Can Yayınları tarafından basılan Nuran Akgören çevirisinde “yenikonuş” olarak görüyoruz bu yeni dilin ismini. 1960 yılında Milli Eğitim Bakanlığı Maarif Vekâleti tarafından yapılan çeviride ise “newspeak” “yenidil” olarak tercüme edilmişti. Bu yeni dil ise şöyle tarif ediliyor “Bana öyle geliyor ki, sizler asıl işimizin yeni sözcükler icat etmek olduğunu sanıyorsunuz. Oysa ilgisi yok! Sözcükleri yok ediyoruz; her gün onlarcasını, yüzlercesini ortadan kaldırıyoruz. Dili en aza indiriyoruz. On Birinci Baskı'da, 2050 yılından önce eskiyecek tek bir sözcük bile bulunmayacak." s. 75 “Sözcükleri yok etmek harika bir şey. Hiç kuşkusuz, asıl fazlalık fiiller ve sıfatlarda, ama atılabilecek yüzlerce isim de var. Yalnızca eşanlamlılar değil, karşıt anlamlılar da söz konusu. Bir sözcüğün karşıt anlamlısına ne gerek var ki? Kaldı ki, her sözcük karşıtını kendi içinde barındırır. Örneğin, 'iyi' sözcüğü. 'İyi' sözcüğü varken, 'kötü' sözcüğüne neden gerek duyalım ki? 'İyideğil' dersin, olur biter; hatta daha da iyi olur, çünkü 'iyideğil' 'iyi'nin tam karşıtı, 'kötü' ise tam karşıtı değil. Ya da 'iyi'nin yerine daha güçlü bir sözcük istiyorsan, 'mükemmel' ve 'fevkalade' gibi belirsiz ve yararsız sözcük kullanmanın ne anlamı var? 'Artıiyi' aynı anlamı karşılıyor; ya da, daha da güçlü bir sözcük istiyorsan, 'çifteartıiyi' diyebilirsin. Kuşkusuz, bu sözcükleri daha şimdiden kullanıyoruz; ama Yenisöylem son biçimini aldığında bunlardan başka hiçbir sözcük kullanılmayacak. Sonunda, iyilik ve kötülük kavramları yalnızca altı sözcükle karşılanıyor olacak; aslına bakarsan, tek bir sözcükle. Bilmem, işin güzelliğini görebiliyor musun, Winston?" Bir an durdu ve sonradan aklına gelmişçesine ekledi "Tabii ki fikriydi bütün bunlar." s. 76 Bin Dokuz Yüz Seksen Dört’ü anlatmakla bitmez. Ancak okunursa gerçekten ne demek istediği anlaşılabilir. Çoğu kişi bu romanı totaliter sistemleri eleştiren bir kitap olarak görüyor. Ancak dikkatle okunursa ister totaliter, komünist isterse de kapitalist ve demokratik sistemlerinin hepsinin eleştirisini kitapta bulmak mümkün. 1984 ne zaman yazıldı? Orwell, romanın ana fikri üzerinde çalışmaya 1944 yılında başladı. Romanın büyük bir bölümü ise 1947 ve 1948 yıllarında yazıldı. Romanın el yazmasını 4 Aralık 1948 yılında tamamlayarak yayıncıya gönderdi. Zaten bundan dolayı da romanın ismi “1948”. Yazmayı bitirdiği yılın son iki rakamının yerlerini değiştirmiş. Bin Dokuz Yüz Seksen Dört ilk defa 8 Haziran 1949 tarihinde yayımlandı. Bin Dokuz Yüz Seksen Dört kaç bölüm ve kaç sayfa? Orwell’in 1984 romanı üç kısımdan oluşuyor ve kitapta 23 bölüm bulunuyor. Romanın ilk baskısı 328 sayfa. Can Yayınları tarafından yapılan baskı ise 352 sayfa. George Orwell Bin Dokuz Yüz Seksen Dört 1984 Çev Celâl Üster 39. Basım Can Yayınevi İstanbul 2013 350 sayfa. George Orwell - Bin Dokuz Yüz Seksen Dört 1984 - Sıkça sorulan sorular George Orwell – 1984 neden yasaklandı? George Orwell’in 1984’ü geçmişte defalarca yasaklandı. Yasaklanmasının başlıca sebebi işlediği sosyal ve politik konular. Buna ek olarak cinsel içeriğinden dolayı da yasaklandığı zamanlar oldu. 1981 yılında ise ABD’de kitabın yasaklanması için açılan davada ise romanın “komünizm yanlısı” olduğu da iddia edilmişti. Sovyetler Birliği’nde 1988 yılına kadar yasaktı. Ayrıca Çin’de de hala bazı kısımları sansürlenerek yayımlanıyor. Ingsos ne demek? Ingsos, 1984’te “İngiliz Sosyalizmi” ifadesinin bir kısaltması. Ingsos İngilizce Ingsoc Orwell’in kurmaca ülkesi Okyanusya’nın resmi siyasi ideolojisini temsil eder. Ingsos bu 3 temel prensip üzerine kurulmuştur Yenisöylem Newspeak, çiftdüşün ve geçmişin değişken olduğu. Bu yöntemlerle Okyanusya vatandaşları baskı altında tutularak manipüle ediliyor. 1984 nasıl bir kitap? 1984, bir bilim kurgu ve distopya türü, aynı zamanda klasikleşmiş bir roman. Bin Dokuz Yüz Seksen Dört kitabı ne anlatıyor? Bin Dokuz Yüz Seksen Dört 1984 kitabı distopya bir totaliter bir rejim anlatıyor. Bireyin ve toplumun çok büyük bir baskı altında ezildiği bir ülke var bu kitapta. Bu düzene karşı başkaldıran ana karakter Winston Smith gibi insanları da acımasızca eziyor. Bize duymak istediklerimizi söyleyen kitapları severiz... Sonunda okudum...Okudum da ne oldu, korktum bir de üstüne ağladım ... Bu nasıl bir hayalgücü, bu nasıl bir anlatım, okurken 'ya böyle şeyler olursa' diyorsun. Bu kadar ağır şeyler olursa. Uyurken bile bir ekran seni gözetlerse, yiyecek , içecek kısıtlanırsa, dostluk arkadaşlık, aşk, aile kavramları parçalanırsa Distopyanın en güzel örneği sanırım 1984 Büyük bir kısmınız okuduğu için yazdıklarım çok da spolier sayılmaz herhalde. Korktuklarımın gerçekleşmiş olduğu bir Londra'yı anlatıyor Orwell. Garip camsız binaları, güvensiz yaşamları... Hayvan Çiftliği'nde de ,1984 te de inanılmaz bir dünyaya götürüyor. Bu dünyada kaybolmamak mümkün değil okurken. Bu kitap için tavsiye vermek bile haddim değil sanırım. Okurken tek sıkıntım çevirmen ile ilgiliydi, zaten her iki kitabı da bu kadar geç okuma nedenim çevirmen. Bir çok kişi muhteşem harikulade dese de çevirmen için benim çok rahatsız olduğum noktalar var. Kitap boyunca 15 kez kullandığı handiyse, 23 kez kullandığı ne ki , 22 kez kulandığı önünde sonunda kelimeleri, bağlaçları beni çok yordu, yaptığı o güzel çeviriyi bence bozdu. Ama editör tarafından da bu şekilde kabul edildiyse diyecek sözüm de kalmıyor. Mutlaka okuyun diyebilirim, hala okumadıysanız Sevgiler Sevim

george orwell 1984 kitap yorumu