🥊 Hacivat Ve Karagöz Bilgi Dağarcığı

14Ara.2020 - okul öncesi erken dönem matematik, okul öncesi matematik, okul öncesi sayıları tanıma, sayma ve yazma çalışmaları, pdf indir Karagöz ve Hacivat ile eğitim. ABONE OL. Zonguldak'ta sınıf öğretmenliği yapan Şenol Bilge (43), öğrencilerin eğlenerek öğrenmelerini sağlamak amacıyla ders konularını 'Karagöz Hacivatla kavga eder. Hacivat kaçar. Perdede yalnız kalan Karagöz, Hacivat’ın gürültüsünden yakınır. Karagöz’ün öfkesi geçince Hacivat yine sahneye gelir ve Muhavere bölümü başlar. 2. Muhavere: Bu bölüm büyük bir çoğunlukla Karagöz ile Hacivat arasında geçer. Asıl oyunun konuyla ilgili olmayan bu bölüm Muhaverede yalnız, Hacivat ve Karagöz bir oyun oynar. Bu oyun, önce olmayacak bir olayın gerçekleşmiş gibi anlatılmasıyla başlar, sonra bunun düş olduğu anlaşılır. Fasıl (Oyun): Oyunun kendisidir. Hacivat ve Karagöz’den başka oyun kişileri fasılda görünürler. Karagöz oyunları genellikle adlarını bu bölümün Karagözoyununun kökeni konusunda yapılan araştırmalarda ise bu oyunun Bursa ile yakın ilintisi olduğu görülmüştür. Çünkü hem bu gölge oyununun kahramanları olan Karagöz ile Hacivat Bursalıdır, hem de bu oyunu yaratan Şeyh Küşteri Bursalıdır. İşte bu nedenle Bursa´da uluslararası düzeyde gölge oyunu festivalleri Karagöz. Karagöz ve Hacivat'ın gerçek kişiler olduğuna dair halk arasında yaygın bir efsane vardır. Buna göre Karagöz B.Trakya'da yaşayan bir demirci ustasıdır. Orhan Gazi Bursa'yı alınca buraya gelir, Demirtaş Köyü'ne yerleşir. Orhan Gazi'nin emriyle inşa edilmekte olan caminin bağlantı demirlerini yapmakla görevlendirilir. Hacivat:--(kızarak) Tüüüh yahu!. . . yine bilemedim. Ama dur bakalım anlamaya başladım galiba. Haydi sor bir soru daha. Karagöz : --Bir kutu fıçıcık , içi dolu turşucuk. Hacivat :--Bildim , bildim ! Sınıf ve sınıftaki öğrenciler . Karagöz :--Nereden anladın ? Hacivat :--Anlamayacak ne var ? Hacivat ve Karagöz'ün, 2009'da UNESCO Somut Olmayan Kültürel Miras Listesi'ne alınan bir Türk mirası, kültür hazinesi olduğunu ifade eden Açıkgöz, şöyle konuştu: Karagöz demirci ustası iken Hacivat ise duvarcı ustasıdır. İnşaatın yavaş ilerlemesinden sorumlu tutulup idam edilen Karagöz ve Hacivat taklide ve karşılıklı konuşmaya dayanan, 2 E2FHpsw. Karagöz Ve Hacivatın Sözleri hacıvat karagöz sözleri Karagöz Hacivat SöyleşmeleriKaragöz – Hacivat Söyleşmeleri Bilgi Dağarcığı İki arkadaş beraber yürüyorlar.HACİVAT – Karagöz’üm yüzyıllardır herkesi güldürürsün ama senin yüzünün güldüğünü ben pek kolay kolay – Köftehor, benim gibi bir gün iş bulur, üç gün işsiz kalırsan sen de gülmezsin! HACİVAT – Canım hemen kızma! Bakıyorum bugün gözlerinin içi gülüyor da onun için söyledim. KARAGÖZ – Hay hay, gözlerimin içi gülüyor, burnumun dışı göbek atıyor, kulaklarımın kenarı yerlere yatıyor. HACİVAT – Hah hah hah!… Yine yanlış anladın, yani bugün pek neşelisin! KARAGÖZ – Öyle söylesene! HACİVAT – Pekalâ, böyle neşeli olmanın sebebi ne acaba? KARAGÖZ – Hiç sorma Hacı Cavcav, meğer bilgili olmak ne güzel şeymiş!… HACİVAT – Haklısın Karagöz’üm ama bunun neşeli olmakla ne ilgisi var? KARAGÖZ – Olmaz olur mu? Kaç gündür oğlum bana ilkokul ders kitaplarını okuyor. HACİVAT – Şimdi anladım… Çok güzel ama kendin neden okumaya başlamadın? KARAGÖZ – Köftehor bir yanda da okuma-yazma çalışıyorum. Sonra tekrar kendim okuyacağım. HACİVAT – Desene bilgi dağarcığını dolduruyorsun! KARAGÖZ – Bilgi kabarcığımı dolduruyorum. HACİVAT – Efendim kabarcık doldurmak falan değil, yani bilgin artıyor. KARAGÖZ – Hay hay, hem de neler neler öğreniyorum. Hele dünyanın döndüğünü hiç bilmiyordum da hemen belime bir ip hazırladım. HACİVAT – ALLAH ALLAH belindeki ip ne olacak? KARAGÖZ – Dünya olmadık zamanda hızlı dönmeye başlarsa, beni birden bulutlara fırlatmasın diye kendimi hemen belimden bir yere bağlayacağım. HACİVAT – Karagöz’üm, anlaşılan senin bilgin de artsa saçmalamaktan vazgeçmeyeceksin! KARAGÖZ – Asıl sen saçmalama da, kendine sağlam bir ip bulup beline sar! HACİVAT – Sen şimdi ipi bırak da soracaklarıma cevap ver. Bakalım neler öğrenmişsin? KARAGÖZ – Sor da hemen vızır vızır cevabını al! HACİVAT – Aferin!.. Önce matematik… KARAGÖZ – Mavi patik öğrenmedim. HACİVAT – Değil efendim, yani hesap, kitap… Meselâ iki iki daha ne eder? KARAGÖZ – Bunu bildim Hacı Cavcav, iki tane iki eder. HACİVAT – ALLAH iyiliğini versin, ne bilmesi… KARAGÖZ – Pataklarım ha, sen de zor şeyler sor! HACİVAT – Sivrisinek deyince aklımıza ne gelir? KARAGÖZ – Ne gelecek, benim aklıma şişko sinek gelir. HACİVAT – Senin aklına gelir. KARAGÖZ – Bekleme, başka şeyler de sor! HACİVAT – Pekâla, çok kolay bir soru… KARAGÖZ – Kolay sorma pataklarım, en zorunuda sor! HACİVAT – Pekâla, çok kolay bir soru… KARAGÖZ – Kolay sorma pataklarım, en zorundan sor!… HACİVAT – Hele sen dinle!… Bir gün kaç saattir? KARAGÖZ – Köftehor, bizim duvar saati kaç aydır bozuk… Ne bileyim bir gün kaç saat…HACİVAT – Karagöz’üm şimdi soracağımı bilmek için okula bile gitmeye gerek yok… İyi düşün!… KARAGÖZ – Düşündüm, çabuk sor Hacı Cavcav! HACİVAT – Efendim, şu bildiğimiz su kaç şekilde bulunur. KARAGÖZ – Bunu bilmeyecek ne var? HACİVAT – Âferin Karagöz’üm, söyle bakalım? KARAGÖZ – Bardakta, sürahide, banyo kazanında… HACİVAT – ALLAH iyiliğini versin! Su akıcı olarak, buhar ve donmuş olarak üç şekilde bulunur. KARAGÖZ – Düşündükten sonra onları da söyleyecektim. HACİVAT – Ağzımda kaç diş bulunur? KARAGÖZ – Adamına göre değişir Hacı Cavcav! Kiminde otuz tane olur. Kiminde üç tane… Bazılarında da takma diş olur. HACİVAT -Sinirim bozulmadan ben gideyim. Giderler ZiyaretçiZiyaretçi 9 Kasım 2008 Mesaj 1 Karagöz ve Hacivatın hayatı EN İYİ CEVABI Baturalp verdi Karagöz ve Hacıvat Karagöz ve Hacivat taklide ve karşılıklı konuşmaya dayanan , 2 boyutlu tasvirlerle bir perdede oynatılan gölge oyunudur . Karagöz oynatıcısına kurgusal, hayalbaz denir . Yardımcıları; çırak , yardak , dayrezen , sandıkkar'dır . Oyunda konuşmaların değişmesi baş hareketleriyle gerçekleştirilir. Hacivat ve Karagöz'ün sahiden yaşayıp yaşamadığı , yaşadıysa nerede ne ile içinde bulunduğu kesin olarak bilinmemektedir . Anlatılanlar rivayete dayanır, zira sahiden yaşamış olsalar dahi genellikle bahsedilen dönemde tarih kitaplarına girecek civarında mühim bulunmamışlardır. Halkbilimciler Karagöz'ün bir takım oyunlarda Çingene olduğunu kendisinin ağzıyla itiraf etmesi, Bulgar gaydası çalması ve Evliya Çelebi'nin tanıklığına dayanarak Bizans imparatoru Konstantin'in Çingene seyisi Sofyozlu Bali Çelebi olduğunu ileri >>>> Karagöz ve Hacıvat Son düzenleyen Baturalp; 1 Kasım 2016 1512 fadedliverZiyaretçi 15 Aralık 2008 Mesaj 2 Karagöz ve Hacivat Bir ışık kaynağından yararlanarak iki ya da üç boyutlu herhangi bir nesnenin gölgesinin ya da izdüşümünün herhangi yere düşürülmesine gölge oyunu denir. Her ne kadar Türk kültüründe iki boyutlu tasvirlerden yararlanılarak yarı şeffaf bir perde gerisinde oynatılan Karagöz'ü gölge oyunu olarak biliyorsak da aslında perdede gördüğümüz tasvirlerin gölgeleri değil kendileridir. Dünyanın çeşitli bölgelerinde farklı gölge oyunu çeşitleri de vardır. Uzakdoğu gölge oyunlarının bir kısmında kuklalar bizde olduğu gibi perde gerisinde oynatılırken bazıları da perde önünde oynatılır. Gölge oyunu tekniği Asya kökenlidir, bir görüşe göre Cava'dan, bir başka görüşe göre Hindistan'dan bir diğerine göre de Çin'den çıkmıştır. Zaman içinde Asya'dan dünyanın değişik bölgelerine yayılmış ve dünyanın her tarafında oynatılır olmuştur. Gölge oyunlarının Asya'dan dünyanın diğer bölgelerine yayılmasında Türk göçlerinin çok büyük etkisi olmuştur. Türk göçlerine paralel olarak önce Orta Doğu'ya , ardından Afrika'ya ve Balkanlar üzerinden ve Avrupa'ya dek yayılmıştır. Gölge oyunu tekniği, her toplumun kültürel yapısına göre farklı şekillerde uyarlanarak çok değişik uygulama alanları bulabilmiştir. Burada temel olan "Tekniktir". Her toplum kendi folklorik özelliklerine, dünya görüşüne, dini yapısına, toplumsal ve ekonomik yapısına ve teknolojik seviyesine uygun olarak farklı gölge oyunu çeşitleri geliştirmişlerdir. Örneğin Güneydoğu Asya'da gölge oyunu daha çok dini ya da tarihi kahramanlık destanları vs. konularda kullanılıyor, Türk toplumunda ise Karagöz Hacıvat olarak biçimlenen gölge oyunu zaman zaman dini, bazen hiciv taşlama, bazen de komedi unsuru olarak kullanılmıştır. Toplumların yaşamlarında din her zaman en belirleyici unsur olmuştur, bu yüzden gölge oyunu da daha çok dini anlatımlar için kullanılmıştır. Karagöz'den örnek verelim; Karagöz sahnesindeki beyaz perde dünyadır, tasvirler kuklalar insanlardır, arkadan vuran ışık ise ruhtur. Işık kapanınca ruh gider, perdedeki kuklalar yani dünyadaki insanlar görünmez aleme göçerler. Ömer Hayyam'ın bir rubaisi de benzer bir örnektir; Biz gerçekten bir Kuklacı felek usta, kuklalar da bizOyuna çıkıyoruz birer ikişerBittimi oyun, sandıktayız hepimiz. Son düzenleyen Baturalp; 1 Kasım 2016 1540 fadedliverZiyaretçi 18 Nisan 2010 Mesaj 3 Hacıvat Hacı İvaz, Hacı Ayvaz veya Bursalı Hacı Ivaz adları ile de anılır. Medrese eğitimi görmüş, Arapça ve Farsça kelimelerle, tamlamalarla konuşan, her konuda bilgi sahibi olan biridir. Karagöz’le sürekli bir didişme içindedir. Ders verir tavrı, bilgiçliğe döner. Bazen bu çok bilmiş tavırları başlarını derde sokar. Yine de çeşitli badireler onun sayesinde atlatılır. Kıyafetine yeşil renk hâkimdir. Karagöz gibi değişik tasvirleri vardır. Kadın Hacıvat, Keçi Hacıvat, Çıplak Hacıvat, Kâhya Hacıvat, Sandalcı Hacıvat. Aynı şekilde oyun içinde kıyafeti değisse bile oyun sonunda klasik yeşilin hakim olduğu kıyafeti ile görünür. Karagöz Oyuna adını veren esas tiptir. Tahsil görmemiş bir halk adamıdır, sokak dili ile konuşur. Hacıvat’la birlikte oyunun iki temel kişisinden biridir. Cahil cesareti diyebileceğimiz bir cesarete ve gözüpekliğe sahiptir. Bu yüzden tekin olmayan kişilerle başı sık sık derde girer. Sürekli Hacıvat’ın yardımını görür. Okumamış ama zeki ve hazırcevaptır. Öğrenim görmüş kimselerin yabancı sözcük ve dil kuralları ile alay eder. Devamlı olarak anladıklarını anlamaz görünür, kelimelere ters anlamlar yükler. Böylece toplum içindeki iki ayrı zümrenin dillerinin çatışması ortaya serilir. Hacıvat’la söylediklerini yanlış anlıyormuş gibi eğlenir. Sözlerine farklı ifadeler yükler. Genelde işsizdir, boş gezer. Hacıvat’ın bulduğu işlerde çalışır. Yerinde duramayan, herşeye burnunu sokan meraklı bir tiptir. Bunun sonucu başı dertten kurtulmaz. Herşeye burnunu sokan Karagöz sokağa inmediği zaman pencereden kafasını uzatır veya evin içinden seslenerek işe karışır. Özü sözü bir, düşüncesini söylemekten çekinmeyen patavatsız bir kişi olduğu için kendini hep zor durumların içinde bulur. Yine de işin içinden sıyrılmasını bilir. Değişik oyunlarda değişik kıyafetler içinde görülebilir. Kadın Karagöz, Gelin Karagöz, Eşek Karagöz, Çarpılmış Karagöz, Çıplak Karagöz, Süpürgeli Karagöz, Bekçi Karagöz, Çingene Karagöz, Sandalcı Karagöz, Tulumlu Karagöz, Davullu Karagöz gibi çeşitleri vardır. Oyun içinde rol gereği kıyafet değiştirse de, oyun sonuna daima kırmızının hâkim olduğu bilindik görüntüsü ile çıkar. Son düzenleyen Baturalp; 1 Kasım 2016 1544 KARAGÖZ İLE HACİVATKaragöz’e Mısır’daki amcasından bir sandık altın miras kalır. Bunun üzerine Karagöz yakın arkadaşı Hacivat ile beraber bir ticaret gemisine binip Mısır’a giderler. Miras işlemlerini hallettikten sonra yine bir ticaret gemisine binip geri dönerler. Ama Marmara Denizi’nde kürekçilerin isyanı sırasında su alan gemiden yolcular kayıklara binerek kurtulurlar. Karagöz ile Hacivat altın dolu sandıkla Mudanya kıyılarına, bindikleri kayıkla ulaşırlar ama sahilde konuşmaya daldıklarından iskeleye iyi bağlamadıkları kayık dalgalara kapılır ve gözden kaybolur. Daha sonra bir at arabasına binerler ve Bursa’daki evlerine dönerler. Bırak bir sandık altını ceplerindeki para da bitmiştir. İş bulup çalışarak para kazanmaları gereklidir ama nasıl bir iş? Onlar aralarında bu konuyu konuşurken tatlı bir sohbete dalarlar. Giderek sohbet koyulaşır, şakalaşmalar artar. Karagöz “ Sence nasıl bir iş tutayım Hacivat. Ama tutacağım iş de az emek harcayıp çok para kazanayım. “ Hacivat “ Öyle iş olmaz Karagözüm. Ne demek az emek çok yemek. Az emek az yemek. “ Karagöz “ Sen de amma yaptın be Hacıcavcav. Bana az yemek vere vere açlığa mı alıştıracaksın. Biraz insaflı olsan da tabağımı dolmayla doldursan. Pek severim dolmanın yanına köfteyi, ondan sonra pilavı ve şamtatlıyı. “Hacivat “ Bu kadar yeter mi Karagözüm? İstersen nohuttan, musakkadan, makarnadan ve cacıktan da alsan.”Karagöz “ Onları sen ye Hacıcavcav. Benim istediklerimden ikişer porsiyon olsaydı, o yemeklerden birazı sabaha kalsaydı, ne güzel olurdu. “ Hacivat “ Tamam Karagözüm, bu istediklerin olur olmasına da, çok çalışırsan, çok kazanırsan, bu yemeklerden yersin. “ Karagöz “ Ahh. Ah. Keşke kayığı iyi bağlasaydık ve altınlar kaybolmasaydı. Altınları bozdurur bozdurur harcar, yer içerdik. Keyifli bir hayat sürerdik. “Yazan Serdar Yıldırım Son düzenleyen Baturalp; 1 Kasım 2016 1529 Sebep başlık ve sayfa düzeni "İnşallah"derse Yakaran..."İnşa" eder YARADAN. BaturalpZiyaretçi 1 Kasım 2016 Mesaj 5 Bu mesaj 'en iyi cevap' seçilmiştir. Karagöz ve Hacıvat Karagöz ve Hacivat taklide ve karşılıklı konuşmaya dayanan , 2 boyutlu tasvirlerle bir perdede oynatılan gölge oyunudur . Karagöz oynatıcısına kurgusal, hayalbaz denir . Yardımcıları; çırak , yardak , dayrezen , sandıkkar'dır . Oyunda konuşmaların değişmesi baş hareketleriyle gerçekleştirilir. Hacivat ve Karagöz'ün sahiden yaşayıp yaşamadığı , yaşadıysa nerede ne ile içinde bulunduğu kesin olarak bilinmemektedir . Anlatılanlar rivayete dayanır, zira sahiden yaşamış olsalar dahi genellikle bahsedilen dönemde tarih kitaplarına girecek civarında mühim bulunmamışlardır. Halkbilimciler Karagöz'ün bir takım oyunlarda Çingene olduğunu kendisinin ağzıyla itiraf etmesi, Bulgar gaydası çalması ve Evliya Çelebi'nin tanıklığına dayanarak Bizans imparatoru Konstantin'in Çingene seyisi Sofyozlu Bali Çelebi olduğunu ileri >>>> Karagöz ve Hacıvat Hacivat İle KaragözOrhan Gazi babası Osman Bey’in anısına o dönem ki başkent Bursa’da büyük bir camii yaptırmaya karar vermiş. Emrindeki bütün mimarları çağırmış huzuruna. “Babam Osman Gazi’nin anısına güzel olduğu kadar görkemli bir camii yapılmasını istiyorum. En güzel projelerinizi yapın getirin bana.” demiş onlara. Kısa bir süre sonra bütün mimarlar en güzel projeleriyle Orhan Gazi’nin huzuruna gelirler. Bütün projeleri tek tek inceleyen Orhan Gazi içlerinden en beğendiğinin sahibi mimarı çağırtmış ve ona kusursuz bir işçilik istediğini söylemiş; “Yörenin en iyi ustaların bulacaksın ve en kaliteli malzemeleri kullanacaksın, hiçbir masraftan da kaçınmayacaksın” diye de birkaç gün içerisinde ülkenin dört bir tarafından en iyi ustaları toplamayı, en kaliteli ve güzel malzemelerin getirtilmesini sağlamış ve sultanın huzuruna çıkmış. Mimarbaşı; “Padişahım” demiş, “Yörenin en iyi duvar, demir, ahşap ustalarıyla en becerikli hat sanatçıları ve nakkaşlarını topladım. İnşatta kullanılacak bütün malzemeler kılı kırk yararak seçildi. Biz hazırız, emir verirsen hemen başlamak isteriz bu kutlu işe” Mimarbaşı’nın anlattıklarından son derece memnun görünen Orhan Gazi, ” Mimarbaşı beni çok iyi dinle” demiş. “Söylediklerin güzel, hemen başlayabilirsiniz camiyi inşa etmeye ama aç kulaklarını dinle şimdi. Bil ki bu camii benim için çok önemli. Bu yüzden ,her kim ki inşaatın yavaşlamasına veya işlerin aksamasına sebep olursa o an kellesini vurdururum. Şimdi çıkın gidin başlayın camiyi yapmaya.”İnşaat hemen başlamış tabii ki. Mimarbaşı Kambur Bali Çelebi’yi Karagöz demirci ustası, Halil Hacı İvaz’ı da Hacivat duvar ustası olarak görevlendirmiş. Bu iki ustayı da işlerini her ne pahasına olursa olsun aksatmamaları için de sıkı sıkı mektep okumamış ama inşaatlarda ustaların yanında çalışa çalışa iyice ustalaşmış artık işinin en iyisi olarak anılmaya başlamış cevahir birisiymiş. Tez canlılığı ve hazırcevaplığı yüzünden sürekli başını belaya sokan Karagöz, bu belalardan kıvrak zekasının marifetiyle kurtulmaya çalışırmış. Bu belalar artık onun içinden çıkamayacağı bir hal alınca da yardımına en yakın dostu Hacivat ise bu yakın dostunun aksine, medrese de eğitim görmüş, her konuda bilgisi olan görgülü ve bilgili birisiymiş. Karagöz’le hemen her konuda sürtüşse de yine de en iyi dostuymuş Karagöz onun. Sultan’ın babası için yaptırdığı inşaat çalışmaları tüm hızıyla sürüyormuş. İşçiler, ustalar, mimarbaşı camiyi sultanlarının istediği şekilde ve zamanda hazır etmek için var güçleriyle çalışıyorlarmış. Mimarbaşı ve ustalar, didişmeleri bütün ülke tarafından bilinen Hacivat ve Karagöz’ü de birbirlerinden ayrı tutmak için de uğraşıyorlarmış bir yandan. Bu duruma en çok kızanların başında da hiç şüphesiz can dostu Hacivat’la didişemeyen Karagöz geliyormuş. Gözünü kestirdiği Hacivat’a sokulamayan Karagöz, mimarbaşının malzeme almak için şehre gitmesini fırsat bilmiş ve yanına sokulmuş Hacivat’ın. Hacivat can dostunu yanında görünce sevinmiş ve ona dönmüş demiş ki;– Hacivat Şuh levendim, şuh pesendim hoş geldin – Karagöz Şule levendim, turp dikenim hoş geldin diye karşılık vermiş Karagöz’ün huyunu bildiği için kızmamış ve yine güleç yüzüyle konuşmuş; – Hacivat Şuh levendim, şuh pesendim hoş geldin – Karagöz Kehlelendim, sirkelendim, boş geldim. – Hacivat Samur kaşlı, ok kirpikli hoş geldin – Karagöz Salak kaşlı, b*k kirpikli boş geldim – Hacivat Yusuf-ı Beytül Hazenim hoş geldin – Karagöz Yasef’im, bitli avramım boş geldim – Hacivat Ahu gözlüm, inci dişlim hoş geldin – Karagöz Ayı gözlüm, kazma dişlim hoş geldinHacivat ile Karagöz böyle birbirleriyle atışırlarken bütün diğer işçiler de başlarında toplanmış onların bu keyifli ve eğlenceli didişmelerini izleyip eğleniyorlarmış. İnşaattaki bütün işçi ve ustaların en büyük eğlencesi haline gelmişler zamanla. Artık ne zaman mimarbaşı inşaattan ayrılsa Hacivat ve Karagöz birbirleriyle atışmaya başlar hale gelmişler. Diğer bütün çalışanlar da etraflarında toplanıp onları izlermiş. Onlar atıştıkça izleyiciler kendilerinden geçer ve bütün yorgunluklarını unuturlarmış. Günlerden bir gün Padişah babası için yaptırdığı caminin inşaatını kontrole gelmiş. Fakat inşaatın istediği hızda gitmediğini görünce keyfi kaçmış ve hemen mimarbaşını padişahın caminin inşaatı konusundaki hassasiyetini bildiği için de demiş ki ” Sultanım nedendir bilmem ama ben malzeme almak, veya başka bir iş için inşaattan her ayrıldığımda işler yavaşlıyor. Bunun sebebini en yakın zamanda öğrenip gereken tedbirleri alacağım.”Orhan Gazi sinirlenmiş ama yine de sorunun sebebini öğrenip, çözmesi için mimarbaşının istediği süreyi vermiş ona. Mimarbaşı bir gün yine “ben malzeme almaya gidiyorum” deyip inşaattan ayrılmış ama hemen yakında bir tümseğin ardına gizlenip işçileri izlemeye başlamış. Bir de bakmış ki kendisinin ayrılmasını fırsat bilen Hacivat ve Karagöz atışmaya başlamışlar ve bütün çalışanlar da onların bu atışmalarını izlemek için etraflarında hemen soluğu Orhan Gazi’nin sarayında almış ve padişahın huzuruna çıkmış. Padişaha olup bitenleri ve inşaatın yavaşlamasının sebeplerini anlatmış. Bunu duyan Orhan Gazi çok sinirlenmiş ve derhal bu iki işçinin asılmasını emretmiş. “Onlar asılsın ki bu diğer bütün işçilere ders olsun” demiş. Padişahın emri derhal yerine getirilmiş ve Hacivat ve Karagöz çalıştıkları inşaattan apar topar alınarak asılmışlar hemencecik. Bir rivayete göre ise Karagöz idam edilmiş, Hacivat ise hacca giderken yolda ölmüştür. Padişahın bu kararı inşaatta olduğu kadar bütün şehirde de büyük bir üzüntüyle karşılanmış. İnsanlar merhametli, şefkatli, halkı ve ulemayı seven padişahlarının böyle bir şey yapmasına çok üzülmüş ve her taraftan bu hoşnutsuzluklarını hissettirmişler Gazi de kısa bir süre sonra hatasını anlayıp vicdan azabı duymaya ve yaptığı bu yanlışa üzülmeye bu üzüntüsünü gören Şeyh Kuşteri adındaki uleması sultanının üzüntüsünü hafifletmek için kendince bir yol bulmuş o anda. Başındaki beyaz sarığını çözen Şeyh Kuşteri sarığını açarak mum ışığının önünde germiş. Ayağından çıkardığı çarıklarını da kukla gibi kullanarak sarığın arkasında Hacivat ve Karagöz’ün atışmalarını taklit etmeye başlamış. O tarihten sonra da Karagöz oyunları değişik mekanlarda oynanır olmuş. Günümüzde de Karagöz perdesine Şeyh Küşterî meydanı denir ve Şeyh Küşterî Karagözcülüğün pîri kabul Hasretinle beni koyup gidenin, hoş geldin. Karagöz Hasta iken turşu suyu içenim, boş geldin Hacivat Gel Karagöz, gidelim Göksu’ya yiyelim dolma. Karagöz Sümüklü burnumu ye de, namerde muhtaç olma.. Sonraki1 / 3KARAGÖZ OYUNLARININ TARİHÇESİ Gölge oyunu; deriden yapılan tasvirlere arkadan vuran ışığın tasvirlerin gölgesini beyaz bir perde üzerine yansıtması temeline kültürlerine özgü bir sanat olan gölge oyununun ortaya çıkışı hakkında değişik rivayetler vardır. Bir rivayete göre Çin hükümdarı Wu 140-87 karısının ölümü üzerine derin bir üzüntüye kapılır. Şav Wong adlı bir çinli, hükümdarın üzüntüsünü hafifletmek için sarayın bir odasına gerdiği beyaz bir perdenin arkasından geçirdiği bir kadının perde üzerine düşen gölgesini ölen kadının hayali diye sunar. Bir başka rivayete göre ise Hint’ten çıkmış 4. ve 5. yüzyıllarda Java’ya geçmiş ve buradan da batı dünyasına oyunu tekniğinin Türk toplumunda ne zaman kullanılmaya başlandığı hakkında kesin bir bilgi yoktur. Bir görüşe göre Çinlilerden Moğollara onlardan da Türklere geçmiştir. Daha sonra da Türk akınlarının istikametine paralel olarak batıya geçmiştir. Bu tekniğin Türk halk kültüründe ne zaman Karagöz olarak ortaya çıktığı hakkında değişik görüşler Tiyatro kürsüsü eski başkanlarından Prof. Metin And’a göre ise, 1517 yılında Mısır’ı fetheden Yavuz Sultan Selim’in Memlük sultanı Tumanbay’ın Nil nehri üzerindeki Roda adasında asılışını hayal perdesinde canlandıran bir hayal sanatçısını, oğlu Kanuni Sultan Süleyman’ın da görmesini arzu ederek İstanbul’a getirmesiyle gölge oyunu Anadolu’ya girmiştir“Türkler 16. yüzyılın başında perde gerisinden gölge yansıtma tekniğini Mısır’dan almışlardır. Mısır oyunlarında birbirinden kopuk sahneler bulunduğu için ilk başlarda Türk gölge oyunlarında da buna uyulmuştur. Ayrıca, Mısır gölge oyunlarında belirli, kalıplaşmış kişilere pek rastlanmaz. Nitekim 16. yüzyılda Karagöz ve Hacivat’ın adını pek duymayız. Böylece, Mısır’dan alınmış olan bu yeni oyuna zamanla Türk yaratıcılığı katılmış, çok renkli, hareketli bir biçim verilmiş, kesin biçimini aldıktan sonra da Osmanlı İmparatorluğunun etki alanı çevresinde yayılmıştır. Böylece gölge oyunu Mısır’a yani geldiği yere bu yeni biçimiyle dönüp yerleşmiştir. Nitekim bir çok gezgin, 19. yüzyılda Mısır’daki gölge oyununu anlatırken, bunun karagöz olduğunu, Mısır’a Türkler tarafından sokulduğunu ve çoğunlukla Türkçe oynatıldığını belirtmişlerdir.”Evliya Çelebi’ye göre ise; Efelioğlu Hacı Eyvad, Selçuklular çağında Mekke’den Bursa’ya gidip gelen Yorkça Halil diye tanınmış biridir. Bu yolculuklardan birinde kendisini eşkiyalar öldürmüştür. Karagöz ise Bizans Tekfuru Kostantin’in seyisi olup Edirne dolaylarında Kırk Kilise’den kıptî Sofyozlu Balî Çelebidir. Yılda bir kez Tekfur kendisini Alaeddin Selçuki’ye gönderdiğinde Hacivat ile buluşup konuşurlardı. Gölge oyunu sanatçıları onların söyleşmelerini gölge oyunu olarak bilindiği gibi Anadolu Selçuklu devleti 1308-1318 yıllarında son bulmuştur, Evliya Çelebi ise 1611 yılında doğmuştur. Evliya Çelebi’nin kendi doğumundan yaklaşık 300 yıl önceki bir olay hakkındaki görüşlerinin güvenilirliği yoruma açıktır. Karagöz ile Hacıvat’ın gerçekten yaşayıp yaşamadıkları ise hiçbir şekilde ispat dünyasında bu oyuna Zıll-i Hayâl hayal gölgesi, hayâl-el sitare perde hayâli gibi adlar verilmiştir. Bazı islam tasavvufçularının eserlerinde hayâl sahnesi Dünya’ya, insanlar ve diğer varlıklar perdedeki geçici hayallere benzetilmiş, oyundaki hayaller nasıl perde arkasındaki sanatçı tarafından oynatılıyorsa, evrendeki varlıkları da görünmeyen bir yaratıcının hareket ettirdiği yüzyılda hayâl oyununun yaygınlığını ve Osmanlı eğlence sanatlarının başlıcalarından olduğunu gösteren pek çok belge vardır. Şeyhülislam Ebussuut Efendi’nin 1490-1574 hayâl oyununu ibret gözüyle seyretmenin cezayı gerektirmeyeceği yolundaki fetvası bunların en Efendi;Rayetu hayâl al-zılli ekbera ibrâtın Limen huva fi ilmil-hakikatı râkı Şuhusun ve eşbahun temerru ve tankadî Vatefna serian vel-muhariku bakî.Gerçek biliminde yükselmek isteyenler için gölge oyununda büyük ibretler olduğunu gördüm. Kişiler, kalıplar gölge gibi gelip geçiyor ve çabucak yok oluyor, onları oynatan ise durucu kalıyor Yüzyılda belgeler daha da çoğalmaktadır. Evliya Çelebi, Naima gibi yerli yazarların eserlerinden ve o çağda İstanbul’da bulunmuş Avrupalıların anı ve gezi kitaplarından öğrenildiğine göre ramazan ayında kahvehanelerde, başka zamanlarda da evlenme, doğum, sünnet düğünü vs. dolayısıyla saray, konak ve evlerde yapılan şenliklerde oynatılan bu oyunlar Osmanlı toplumunun belli başlı eğlencelerinden yüzyılda da yine sarayın ve halk toplantılarının gözde eğlencelerinden olan olduğunu yerli ve yabancı kaynaklardan öğreniyoruz. Söz konusu yerli kaynaklara göre, II. Mahmut devrinde şehzadelerin sünnet düğününde geceleri on bir ayrı yerde Karagöz oynatılmıştır. ÖncekiSonraki2 / 3Abdülaziz ve II. Abdülhamit devirlerinde bazı Karagöz sanatçıları Mızıkayı Hümayun himayesine alınmışlardır. Bu dönemde yetişen karagöz sanatçılarının kimisinin tekkelerden Şeyh Fehmi efendi, Müştak Baba, kimisinin medreseden Darphaneli Hafız efendi, Hafız Mehmet efendi. Kimisinin Enderundan Enderunlu Hakkı bey, Enderunlu Tevfik efendi, kimisinin katiplikten Katip Salih efendi, kimisinin cerrahlıktan Cerrah Salih efendi, pek çoğunun da esnaflıktan Yorgancı Abdullah Efendi, Püskülcü Hüsnü Efendi, Kantarcı Hakkı Efendi, Hamamcı Süleyman Efendi, Yemenici Andon Efendi, Çilingir Ohannes Efendi olduğu yapısı itibariyle doğaçlamaya ve güncel olayların işlenmesine son derece açık olan Karagöz perdesi, zamanının en önemli toplumsal yergi vasıtasıydı. Halkın beğenmediği hükümet kararlarını eleştirdiği ve kamuoyunu temsil ettiği dönemler vardır. Osmanlı’nın son dönemlerinde Karagöz sanatçıları devlet ileri gelenlerinden bazılarının hırsızlığını, rüşvetçiliğini vs. perdede canlandırdıkları için bu taşlamalar çok keskin bulunmuş, oyunlar yasaklanmış, devlet ileri gelenlerinin perdeye yansıtılmaları ağır cezalara bağlanmış, bu yasaklamalardan sonra Karagöz sıradan, kaba saba bir güldürü durumuna yüzyılın ilk çeyreğinde bir süre daha yaşayan Karagöz, zaman içinde tiyatronun, sinemanın daha sonra da televizyonun hayata girmesiyle tamamen etkisini kaybetmiştir. Ancak Karagöz oyunlarının etkisini kaybetmesindeki sebep sadece teknoloji alanındaki gelişmeler yüzyılda başlayan batılılaşma çabaları yirminci yüzyılın başlarında etkisini göstermeye başlamış, geleneksel Türk tiyatrosunun en önemli özelliği olan doğaçlama geleneği terkedilmiş bunun yerini batı tiyatrolarında olduğu gibi yazılı metinler almıştır. Yazılı metne bağlı kalarak oynatılan Karagöz oyunları, yeni oyunlar yazılamadığı için çağa ve insanların kültürel gelişimlerine ayak uyduramamış, eskiden oynatılan oyunların aynısının tekrar tekrar perdeye getirilmesi insanların ilgisini çekmez doğaçlama geleneğine geri dönülmesi durumunda Karagöz eskiden olduğu gibi saygın ve yaygın bir duruma gelebilecektir, aksi takdirde önümüzdeki on yıllar içinde Karagöz sanatımız tarih kitaplarının arasında kalıp yok olmaya mahkumdur. Ne yazık ki günümüzde artık bir avuç gönüllü tarafından yaşatılmaya Önceki3 / 3Sayfalar 1 2 3 BİLGİ DAĞARCIĞI İki arkadaş beraber yürüyorlar. HACİVAT - Karagöz'üm yüzyıllardır herkesi güldürürsün ama senin yüzünün güldüğünü ben pek kolay kolay göremiyorum. KARAGÖZ - Köftehor, benim gibi bir gün iş bulur, üç gün işsiz kalırsan sen de gülmezsin! HACİVAT - Canım hemen kızma! Bakıyorum bugün gözlerinin içi gülüyor da onun için söyledim. KARAGÖZ - Hay hay, gözlerimin içi gülüyor, burnumun dışı göbek atıyor, kulaklarımın kenarı yerlere yatıyor. HACİVAT - Hah hah hah!... Yine yanlış anladın, yani bugün pek neşelisin! KARAGÖZ - Öyle söylesene! HACİVAT - Pekalâ, böyle neşeli olmanın sebebi ne acaba? KARAGÖZ - Hiç sorma Hacı Cavcav, meğer bilgili olmak ne güzel şeymiş!... HACİVAT - Haklısın Karagöz'üm ama bunun neşeli olmakla ne ilgisi var? KARAGÖZ - Olmaz olur mu? Kaç gündür oğlum bana ilkokul ders kitaplarını okuyor. HACİVAT - Şimdi anladım... Çok güzel ama kendin neden okumaya başlamadın? KARAGÖZ - Köftehor bir yanda da okuma-yazma çalışıyorum. Sonra tekrar kendim okuyacağım. HACİVAT - Desene bilgi dağarcığını dolduruyorsun! KARAGÖZ - Bilgi kabarcığımı dolduruyorum. HACİVAT - Efendim kabarcık doldurmak falan değil, yani bilgin artıyor. KARAGÖZ - Hay hay, hem de neler neler öğreniyorum. Hele dünyanın döndüğünü hiç bilmiyordum da hemen belime bir ip hazırladım. HACİVAT - Allah Allah belindeki ip ne olacak? KARAGÖZ - Dünya olmadık zamanda hızlı dönmeye başlarsa, beni birden bulutlara fırlatmasın diye kendimi hemen belimden bir yere bağlayacağım. HACİVAT - Karagöz'üm, anlaşılan senin bilgin de artsa saçmalamaktan vazgeçmeyeceksin! KARAGÖZ - Asıl sen saçmalama da, kendine sağlam bir ip bulup beline sar! HACİVAT - Sen şimdi ipi bırak da soracaklarıma cevap ver. Bakalım neler öğrenmişsin? KARAGÖZ - Sor da hemen vızır vızır cevabını al! HACİVAT - Aferin!.. Önce matematik... KARAGÖZ - Mavi patik öğrenmedim. HACİVAT - Değil efendim, yani hesap, kitap... Meselâ iki iki daha ne eder? KARAGÖZ - Bunu bildim Hacı Cavcav, iki tane iki eder. HACİVAT - Allah iyiliğini versin, ne bilmesi... KARAGÖZ - Pataklarım ha, sen de zor şeyler sor! HACİVAT - Sivrisinek deyince aklımıza ne gelir? KARAGÖZ - Ne gelecek, benim aklıma şişko sinek gelir. HACİVAT - Senin aklına gelir. KARAGÖZ - Bekleme, başka şeyler de sor! HACİVAT - Pekâla, çok kolay bir soru... KARAGÖZ - Kolay sorma pataklarım, en zorunuda sor! HACİVAT - Pekâla, çok kolay bir soru... KARAGÖZ - Kolay sorma pataklarım, en zorundan sor!... HACİVAT - Hele sen dinle!... Bir gün kaç saattir? KARAGÖZ - Köftehor, bizim duvar saati kaç aydır bozuk... Ne bileyim bir gün kaç saat... HACİVAT - Karagöz'üm şimdi soracağımı bilmek için okula bile gitmeye gerek yok... İyi düşün!... KARAGÖZ - Düşündüm, çabuk sor Hacı Cavcav! HACİVAT - Efendim, şu bildiğimiz su kaç şekilde bulunur. KARAGÖZ - Bunu bilmeyecek ne var? HACİVAT - Âferin Karagöz'üm, söyle bakalım? KARAGÖZ - Bardakta, sürahide, banyo kazanında... HACİVAT - Allah iyiliğini versin! Su akıcı olarak, buhar ve donmuş olarak üç şekilde bulunur. KARAGÖZ - Düşündükten sonra onları da söyleyecektim. HACİVAT - Ağzımda kaç diş bulunur? KARAGÖZ - Adamına göre değişir Hacı Cavcav! Kiminde otuz tane olur. Kiminde üç tane... Bazılarında da takma diş olur. HACİVAT -Sinirim bozulmadan ben gideyim. Giderler

hacivat ve karagöz bilgi dağarcığı