🦝 Yoğun Bakımdaki Hasta Neden Şişer
tZ0vytq. - 1623 Güncelleme - 1626 Sağlık Bakanlığı verilerine göre yoğun bakım servislerinde yatan hastaların yüzde 28’i yoğun bakım tedavi sürecini tamamlamış ancak taburcu edilemeyen hastalardan oluşuyor. Bu konuda çözüm palyatif bakım merkezleri kurulması... Hayat kurtaran yoğun bakım ünitelerinin de sorunları var. Ama bu sorunlar çözümsüz değil. Konuyla ilgili gerçekçi girişimler hastalar, bu servislerin çalışanları ve hasta yakınları için umut’ demek. Koru Ankara Hastanesi Yoğun Bakım Sorumlusu Anestezi ve Reanimasyon Uzmanı Dr. Selçuk Bilgin, bu konuya ilişkin sorunlara ve çözüm yollarına dikkat çekiyor. EN DİKKATLİ TAKİP GEREKTİREN HASTALAR Yoğun bakım üniteleri kadro, donanım ve yatırılan hastaların ağırlığına göre 1, 2 ve 3. seviye olarak gruplanıyor. En ağır hastaların bulunduğu 3. basamak yoğun bakım ünitelerinde kapsamlı tedaviler uygulanıyor ve 2 hastaya bir hemşire düşüyor. 1. ve 2. seviye yoğun bakımlarda, tedavileri biten hastaların bakımları hastane normal servislerinde sürdürülürken, bu hastaların bazen doğrudan evlerine taburcu edildikleri belirtiliyor. 3. seviye yoğun bakım hizmeti almış hastaların durumları daha dikkatli takip gerektiriyor. PALYATİF BAKIM MERKEZLERİNE İHTİYAÇ VAR 3. derece yoğun bakım almış ve artık yoğun bakım ihtiyacı olmayan hastaların yoğun bakımdan çıkarılmalarında sorunlar yaşanabiliyor. Monitörizasyon, enteral veya parenteral beslenme, yakın nörolojik takip, damar yoluyla çoklu antibiyotik tedavisi gibi nedenlerle normal servislerde takip edilemeyecek hastaların sevk edilebilecekleri uygun merkezler olmaması bu grup hastaların taburcu edilmelerini engelliyor. Bu durum ülkemizdeki yoğun bakım yatak sıkıntısının baş nedeni olarak gösteriliyor. Sağlık Bakanlığı verilerine göre yoğun bakım servislerinde yatan hastaların yüzde 28’ini yoğun bakım tedavi sürecini tamamlamış ancak taburcu edilemeyen bu hasta grubu oluşturuyor. Uzm. Dr. Selçuk Bilgin, “Bu hastaların tedavilerinin devamı için palyatif bakım merkezlerine’ uzamış yoğun bakım hastanesi ihtiyacımız var” diyor. Yoğun bakım servislerinin en önemli sorunları * Eğitimli ve tecrübeli hemşire istihdamının yetersiz olması. * Yardımcı personel yetersizliği. * Yoğun bakım sürecini tamamlayan hastaların tedavilerine devam edecekleri merkezler olmaması nedeniyle bu servislerden taburcu edilememeleri. * Uygunsuz antibiyotik kullanımı sonucu dirençli enfeksiyonların artması. * 10 yıldır artmayan SGK ücretlerinin artan maliyetleri karşılayamaması. Hastanız uyuyor görünse bile onunla konuşun Hasta uyuyor gibi görünse veya şuuru kapalı bile olsa yakınlarının buna aldırmadan kendisiyle konuşmasının pozitif etkileri olduğuna inanılıyor. Hastaların konuşulanlara yanıt veremeseler de yakınlarını duyabilecekleri ve varlıklarını hissedebilecekleri belirtiliyor. Yoğun bakım ünitesini ziyaret eden hasta yakınlarının enfeksiyon kontrolü amacıyla özel bir gömlek giyerek ellerini alkol bazlı özel bir sıvıyla dezenfekte etmeleri de olmazsa olmazlar arasında yer alıyor. Aynı dezenfekte işleminin yoğun bakımdan çıkışta da yapılması öneriliyor. Hasta yakını olmak hasta olmak kadar zor Yoğun bakım ünitesinde yatan bir hastanın yakını olmak bu ünitede tedavi olan hastanın yaşadığına yakın bir stres yaşanmasıyla eşdeğer görülüyor. yoğun bakım ekibinin bir diğer amacının da sadece serviste tedavilerini sürdüren hastalara değil onların yakınlarına da destek vermek olduğu belirtiliyor. Hasta yakınları bu zorlu süreçte yoğun bakım ekibinin önemli bir parçası olarak görülüyor. bu nedenle hastalarının tedavisi süren hasta yakınlarının da yeterli dinlenme ve beslenmeye mutlaka dikkat etmeleri, bunu yapmamaları halinde onlara en çok gereksinim duyulduğu anda hastalarına destek olacak güçten yoksun kalacakları belirtiliyor. Hasta yakınları aralarında sözcü seçmeli Yoğun bakım çalışanları ve hasta yakınları arasındaki sorunların en büyük bölümü iletişim eksikliğinden kaynaklanıyor. Yoğun bakım servislerinde sağlıklı ve karmaşadan uzak bilgi alışverişi için iletişimin sürekli aynı kişi üzerinden yürütülmesi tavsiye ediliyor. Hasta yakınlarının belirleyeceği bir sözcü aracılığıyla yürütülen iletişim, yanlış anlamaları ve bilgi kirliliğini önemli ölçüde azaltıyor. Gürültü varsa nedeni de var Yoğun bakım üniteleri günün her saatinde aydınlık, hareketli ve gürültülü oluyor. Bu durum doktor, hemşire ve sağlık destek personeli gibi çalışanların 24 saat boyunca kesintisiz hasta bakımı ve tedavisi gerçekleştirmelerinden kaynaklanıyor. Yoğun bakım ünitesindeki en önemli gürültü kaynağının kullanılan cihazlar olduğu belirtiliyor. Bunların hayat kurtarıcı özellikleri bulunuyor. Hasta yatakları, hastaların hayati verilerini sürekli takip eden ve gerektiğinde alarm vererek tıbbi ekibi uyaran monitörlerle donatılıyor. Bu monitörler sayesinde hastaların kalp atımları, kan basınçları, vücut ısıları, kandaki oksijen oranı gibi hayati bulgular sürekli izleniyor. Ceyda ERENOĞLU / GAZETE HABERTÜRK
Yoğun bakım tedavisi; kişilerin birden fazla vücut organının geçici yetersizliği nedeni ile vücudun kullanılamayan fonksiyonlarının, iyileşinceye kadar desteklenmesi ve bu süreç içerisinde hastanın hayatta kalmasının sağlanmasına yönelik faaliyetleri kapsayan ve takibini içeren süredir. Yoğun bakım tedavisi gören hastalarda tıbbın tüm imkanları kullanılarak sağlığına kavuşması hedeflenmektedir. Yoğun bakım sonrası en az yoğun bakım süreci kadar önemlidir. Hastanın ilaçlarının takip edilmesi, solunum, beslenme, hijyen, tuvalet gibi ihtiyaçlarının düzenli giderilmesi gerekmektedir. Hastanın vücut fonksiyonlarının sık aralıklarla kontrol edilmesi son derece önemlidir. Yoğun bakım ünitelerinde hastaların iyileşme sürecinde hemşirelerin büyük katkısı bulunmaktadır. Tedavisi başlayan kişinin taburcu olana dek geçen sürede hemşireler gerekli bakımlarını özenle uygulamaktadır.
Hasta artık daha yoğun, daha steril bir bakıma ihtiyaç duyduğunda ve hayatını tehdit eden bir risk oluştuğunda doktorun kararıyla yoğun bakıma alınıyor. Hastanın yoğun bakımda kalma süresi hastalığın türüne, hastanın tedaviye cevap verme sürecine göre değişiyor. Yoğun bakım üniteleri hastanelerin en merak edilen, herkesin kendi ya da yakınlarının tecrübeleriyle tanımladığı özel alanlardır. Peki, gerçekte yoğun bakım ne demek? Acıbadem Ankara Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. Özcan Erdemli, yoğun bakımı servisleri ile ilgili şu bilgileri paylaştı “Yoğun bakımı hastanın bir veya birden fazla organının fonksiyonlarının geçici olarak bozulması ve / veya yetersizliği nedeni ile vücut fonksiyonlarının aksaması sonrasında, uygulanan tanı ve tedavi süreci ve bu süreçteki tüm faaliyetlerin genel adı olarak tanımlıyor. Bu süreç; organların fonksiyonlarının yetersiz olmasına yol açan esas neden ortadan kalkıncaya kadar veya ömür boyu bu fonksiyonların desteklenmesi şeklinde devam edebiliyor. Bu süreçte bilimsel ve etik kurallara uygun olmalıdır. Yoğun bakım süreçleri nerelerde uygulanır? Adından da anlaşılacağı gibi “Yoğun Bakım Üniteleri”nde uygulanır. Bu faaliyetler hastane içinde konuşlandırılmış özel donanımlı, kendine özgü işleyiş ve kuralları olan ünite veya branşlaşmış yerlerdir. Bu üniteler; modern tıbbın sağladığı her türlü cihaz ve teknolojiyi kullanan, yoğun bakıma yönelik bilgi ve becerileri olan hekim ve hemşirelerin multidisipliner anlayışla ekip ruhu ile çalıştıkları bölümlerdir. “Hayatı tehdit etmek” ne demektir? “Hayatı tehdit eden” denildiğinde, müdahale edilmediği durumlarda yaşamın yitirileceği ciddi hastalıklar veya durumlar akla gelir. Böyle bir durumda; başlangıçta bir veya birçok organ ve doku, sonrasında da tüm vücut etkilenir. Her türlü girişim ve imkana rağmen yine de hasta yaşamını yitirebilir. Örneğin; trafik kazalarındaki ciddi baş, göğüs, büyük kemik kırıkları gibi yaygın vücut travmaları acil müdahale edilmediği zaman yaşamın yitirileceği durumlardır ve “Acil Hal” kapsamına girerler. Yenidoğan yoğun bakımı nasıl olmalı? Ama yoğun bakımlardaki hayatı tehdit eden durumlara örnek vermek istersek; ateroskleroz atardamarların sertleşmesi hastalığına bağlı ani gelişen kalp krizi miyokard enfarktüsü yaşamı tehdit eden bir durumdur. Diğer yandan kronik obstrüktif akciğer hastalığı olan kişinin pnömoni zatürre olması sonucunda aniden gelişen solunum sıkıntısını akut solunum yetmezliği ve dolayısıyla diğer organlarında ciddi etkilendiği durumları da başka bir örnek olarak düşünebiliriz. Yoğun Bakım Üniteleri Hangi Özellikleri Taşımalı? Yoğun bakım üniteleri bilgi ve becerinin ileri teknoloji ile buluştuğu yerlerdir. Odalar her hasta için ayrı düzenlenmiş ısı ve havalandırma sistemi ve diyaliz gibi uygulamalara imkân sağlayan “kabin” anlayışı ile düzenlenmeli. İzolasyon kabininde negatif basınç mevcut ve bağımsız aspirasyon sisteminin olması yoğun bakım ünitesinde enfeksiyon kontrolü açısından önem taşıyor. Her yatak başında yapay solunum cihazı ve her türlü takibe uygun monitörler, ani gelişen organ yetmezlikleri için kullanıma hazır yaşamı destekleyecek diyaliz gibi cihazlar bulunmalı. Laboratuvar ve görüntüleme cihazları bilgisayarlı tomogrofiFlash CT, manyetik rezonans görüntüleme MRI, yatak başında ultrasonografi, bronkoskopi, transtorasik-transözofageal ekokardiyografi vb. hizmetlerinin 24 saat süreyle yetkin bir kadro ile hizmet verilebiliyor olmalı. Yoğun bakımda kimler çalışır? Yoğun bakım çok yönlü ekip çalışması gerektiriyor. Yoğun bakımın özelliğine göre Anestezi ve Reanimasyon uzmanlarının yanısıra Sağlık Bakanlığı’nca Yoğun Bakım Uzmanı olarak tanımlanmış kişiler ve yoğun bakımın özelliğine göre ilgili branşın hekimleri çalışıyor. Yine yoğun bakım ünitelerinde konularında uzmanlaşmış deneyimli hemşireler ve yardımcı sağlık personeli görev yapıyor. Prematüre bebek bakımı nasıl olmalı? Hekimlerle beraber hastaların “en iyisi bir veya iki hastaya bir hemşire ya da maksimum üç hastaya bir hemşire” düzeninde deneyimli yoğun bakım hemşireleri tarafından takip ve bakımları yapılması önem taşıyor. Gerekli durumlarda diğer alanların uzman hekimlerinden de her an destek alınabiliyor olunmalı. Kaç çeşit yoğun bakım bölümü vardır? Yoğun Bakımlar konsept olarak “Genel Yoğun Bakım” adı altında “erişkin” ve “pediatrik” yoğun bakımlar olarak sınıflanır. Bu genel başlık altında özelliklerine göre Cerrahi Yoğun Bakım, Dahili Yoğun Bakım, Yenidoğan Yoğun Bakım, Pediatrik Yoğun Bakım, Kardiyoloji Yoğun Bakım, Kardiyovasküler Cerrahi Yoğun Bakım, Nöroloji Yoğun Bakım ve Beyin Cerrahisi Yoğun Bakım gibi hizmet alanlarına göre de ayrım yapılabilir. Kimler yoğun bakımda yatar? Genel yoğun bakım ünitelerine sıklıkla şu hastalar kabul ediliyor Kardiyopulmoner resesütasyon sonrası ileri yaşam desteği gereken hastalar, Ani hipotansiyon ve hipoksi gelişen hastalar, Büyük ameliyat sonrası yakın takip gerektiren hastalar, Beyin kanaması geçiren hastalar, Ani felç geçiren hastalar, Ciddi solunum yetmezliği olan hastalar, Kalp yetmezliği ve kalp krizi geçiren hastalar, Ciddi infeksiyonu olan hastalar, Vital fonksiyonları bozan ya da bozması beklenen zehirlenmeler, Genel vücut travması kafa, göğüs, karın ve extremite travmaları gibi geçiren hastalar, Sinir sistemi hastalığı olan hastalar Myastenia Gravis, Guillian Barre gibi, Bir veya daha fazla organ yetmezliği olan hastalar ani böbrek yetmezliği gelişen ve diyaliz ihtiyacı olan hastalar gibi… sayılabilir. Teknolojiyi yakın takip Yoğun bakım süreci statik değil dinamik bir süreçtir. Hastaya ait bulguların yakın monetizasyonu yanı sıra bilimsel gelişmelerin ve teknolojinin yakından takibi gerekir. Bilgi İşlem Bilişim parametreleri kullanılarak etkin ve yetkin tanı ve tedavi için süreç yakından takip edilmeli, yeniliklere tıbbi uygulamalarda yer verilmeli, enfeksiyon prevelans ve surveyans çalışmaları özenle takip edilmeli, kalite kontrol ve skorlama sistemleri uygulanmalıdır. Kısaca yoğun bakımlar bilimin, teknolojinin ve tüm sağlık çalışanlarına ait özverinin uyum içerisinde sahne aldığı platformlardır.
yoğun bakımdaki hasta neden şişer